x
x Hediye Kupon Kazandınız Kupon kodunuzu almak için aşağıdaki butona tıklayınız. Hediye Kodunu Gör

Çocukların Başarısında Anne Baba Tutumları Neden Bu Kadar Önemlidir?

11 Haziran 2026
Çocukların Başarısında Anne Baba Tutumları Neden Bu Kadar Önemlidir?

Çocuğunuzu Sürekli Derslerle Mi Değerlendiriyorsunuz? 

Amerika’da bir kimya profesörü No­bel ödülü almıştı. Ödül töreninden son­raki ilk dersinde, öğrencilerinden biri kendisine şöyle bir soru sordu:

“Efendim! Amerika’da üç binin üzerinde kimya profesörü var. Ancak bu kadar bilim adamı arasında, ödülü size lâyık gör­düler. Sizi diğerlerinden ayıran özel­lik neydi?”

Profesör, bu farklı soruya önce bir te­bessümle cevap verdi. Ardından da, kendisinden merakla cevap bekleyen öğrencisine şunları söyledi:

“Doğrusunu söylemek gerekirse, hepsi­ni anneme borçluyum! Çünkü ben kü­çük bir öğrenciyken, diğer çocukların anneleri, onlar okuldan evlerine dön­düklerinde kendilerine:

‘Söyle bakalım, öğretmeninin sorduğu sorulara iyi cevaplar verebildin mi?’ di­ye sorarlardı.

Benim annem ise bana:

‘Söyle bakalım’ derdi. ‘Bugün öğret­menine iyi bir soru sordun mu?’

İşte beni farklı yapan bu oldu. Her za­man diğerlerinin sormadığı soruları sor­dum ve hayatım boyunca da, sormaya devam ettim!”

Değerli anne babalar, çocuğunuz eve gelir gelmez, sınavı soruyorsanız, ders­leri soruyorsanız çocuğunuza ciddi ciddi kötülük yapıyorsunuz demektir. Eğer böyle bir anne-babaysanız he­men başınızı iki elinizin arasına alıp düşünmeye başlayabilirsiniz. Çünkü çocuğunuz yetişkin olduğunda ruh­sal ba­kımdan çok ciddi sıkıntılar ya­şayacaktır.

Kötü ve bunalımlı insan yetiştirmenin yollarını iyi bildiğiniz için sizi tebrik edebilirim(!)

Bilmez misiniz; sevgisiz beyin çalışmaz, en azından verimli çalışmaz. Bilmez misiniz; kalbine hitap etmediğin, ru­hunu okşamadığın, gönlüne selam ver­mediğin, yüreğine seslenmediğin in­sanın beynine hitap edemezsin.

Elbette ki çocuklarımızı akademik ba­şarıları, ders durumları çok önemlidir. Bunu uzun uzun anlatmama gerek yok. Sınav konusu hoşumuza gitmese de bu bir Türkiye gerçeğidir. Bu saatten sonra “sınav olmasa keşke” demenin kimseye yararı olmayacaktır.

Evet, burası Türkiye ve burada sınav var. Sınav okul hayatının da hayat okulu­nun da bir gerçeğidir. Bu gerçeğe göz kapayamayız.

Çocuklarımızın sınavlarda başarılı ol­ma­larını elbette isteyeceğiz. Bu konuda yanlış anlaşılmak istemiyorum. Sınavın karşısındayım ancak bu şu anda bir realite olarak önümüzde duruyor ve uzun yıllar belki de çok uzun yıllar bu böyle devam edecektir. Sınava karşı ol­duğum, sınavları önemsemeyelim an­lamına gelmiyor. Sınav kişiliğimizi, yeteneklerimizi ve daha birçok özelliği­mizi test edemez. Ama ülke gerçeğinde bazı şeyleri elde etmemiz için gereklidir.

Fakat tüm ülke çocuklarının, tüm ülke gençliğinin sınavlara girmesi, sınavlar için ter dökmesi kesinlikle gerekmiyor. Buna hiç gerek yok. Amaç bir iş sahibi olmaksa bu illa da sınavla kazanılmaz ki. Bu illa da okullar bitirmekle elde edilmez ki… Hiçbir şey sadece okula bağlı değildir.

Okul hayatındaki başarının da hayat okulunda devam edeceği anlamına ke­sinlikle gelmez. Nice insan tanırsı­nız ki okul hayatı başarısızdır, akade­mik anlamda başarısızdır ama hayat okulunda çok ama çok başarılıdır. Ba­şa­rılı olmak için okul değil çalışmak şarttır.

Okul hayatında değil de hayat okulunda başarılı olmuş yerli ve yabancı birkaç örnek verelim sizlere:

  • Bill Gates: Hukuk fakültesini terk etti.

  • Steve Jobs: Apple’nin kurucusu. Üni­versite terk.

  • Michael Dell: Tıp fakültesini terk etti.

  • Sakıp Sabancı: Lise terk.

  • Vehbi Koç: Lise terk.

  • Ahmet Nazif Zorlu: İlkokul mezunu.

Bunu daha yakından anlamak için şu hikâyeye bir bakalım isterseniz.        

Thomas Edison bir gün eve geldiğinde annesine bir kâğıt verdi ve “Bu kâğıdı öğretmenim verdi ve sadece sana ver­memi tembihledi.” dedi.

Annesi kâğıdı gözyaşları içinde oğluna sesli olarak okudu: “Oğlunuz bir dahi. Bu okul onun için çok küçük ve onu eğitecek yeterlilikte öğretmenimiz yok. Lütfen onu kendiniz eğitin.”

Aradan uzun yıllar geçtikten sonra Edi­son’un annesi vefat ettiğinde, o artık yüz­yılın en büyük bilim adamlarından biriydi ve bir gün eski aile eşyalarını karıştırırken birden bir çekmecenin kö­şesinde katlı halde bir kâğıt buldu ve alıp açtı.

Kâğıtta, “Oğlunuz ‘şaşkın’ (akıl has­tası) bir çocuktur. Artık kendisinin oku­lu­muza gelmesine izin vermiyoruz.” ya­zılıydı.

Edison saatlerce ağladıktan sonra gün­lüğüne şu satırları yazdı: “Thomas Alva Edison, kahraman bir anne tarafından yüzyılın dâhisi haline getirilmiş ‘şaşkın’ bir çocuktu.”

Ey her akşam ders çalışsın diye saatlerce çocuğunun başında bekleyen anneler! Çocuk ders çalışmayınca da sinir krizi geçiren anneler. “Aman Allah’ım bu çocuk kime çekmiş, hep mi böyle olacak!” diye kaygılanan anneler! El­bette ki çocuğunuz için böylesine kay­­gılanmanızı anlıyorum, duyarlı an­­­ne­­liğiniz için sizi tebrik ediyorum. Bu­­nunla birlikte üslubunuzu gözden ge­­çir­meniz yararlı olacaktır sanırım. Üs­lubunuz sorunludur, sorumsuzca so­nuç doğuruyor. Sorumluluk bilinciyle yak­­la­şır­sa­nız, yukarıda iki örnek sizi ken­dinize getirecektir. Göreceksiniz ki annelik keyifli bir sürece girecek, ya­şam­dan daha çok keyif alacaksınız.

Selam ve dua ile.

Paylaş :
T-Soft E-Ticaret Sistemleriyle Hazırlanmıştır.