x Pop-up Başlık Pop-up Alt Başlık Sitemizden çıkmadan önce size özel fırsatlara göz atmak ister misiniz? Fırsatları Gör
Alışveriş Yapan Herkese Yasin Cüzü Hediye
5 Ağustos'a kadar kaçırma...
Yasin Cüzünü Gör
x

Gönülleri Fetheden Adam Eddai

SÜEDA YAYINLARI
%25
indirimli
32,00 TL
24,00 TL KDV
DAHİL
Diğer Ölçüler
Diğer Renkler
Kargo : 125 TL’ye kadar 4,90, Üzerine Bedava
Hafta içi 15.00, Cumartesi 11’den önce alırsan aynı gün kargo’da!
Süper
Hızlı
Güvenli
Ödeme
14 Gün İçinde
İade Hakkı
Toptan alın indirim fırsatlarını yakalayın!
5 - 9 Adet Ekle , Sepette %5 İndirim
10 - 49 Adet Ekle , Sepette %7 İndirim
50 - 1000 Adet Ekle , Sepette %10 İndirim
-
Ürün Etiketleri :
Kampanya
  • Ürün Özellikleri
  • Ödeme Seçenekleri
  • Yorumlar (0)
  • Tavsiye Et
  • Resimler
  • TEKNİK BİLGİLER
    YAZAR
    NECATİ İLMEN
    STOK KODU
    04 01 02 13
    KISA KODU
    SB0078
    BARKOD
    9786059505338
    KAĞIT CİNSİ
    KÜLTÜREL KİTAPLAR
    KOLİ ADEDİ
    40
    AĞIRLIK
    0,363
    EN / BOY
    135 X 195

    ÖZELLİKLER
    • Sayfa Sayısı: 472
    • Cilt: 1. sınıf sert karton kapak

    ARKA KAPAK YAZISI

    Ben şimdi düşünüyorum. Yirmi sekiz senedir vilâyet vilâyet, kasaba kasaba dolaştırılıyorum. Mahkemeden mahkemeye sürükleniyorum. Bana bu zalimane işkenceleri yapanların bana atfettikleri suç nedir? Dini siyasete âlet yapmak mı? Fakat bunu niçin tahakkuk ettiremiyorlar? Çünkü hakikatte böyle bir şey yoktur. Bir mahkeme aylarca, senelerce suç bulup da beni mahkûm etmeye uğraşıyor. O bırakıyor; diğer bir mahkeme aynı meseleden dolayı beni tekrar muhakeme altına alıyor. Bir müddet de o uğraşıyor, beni tazyik ediyor, türlü türlü işkencelere maruz kılıyor. O da netice elde edemiyor, bırakıyor. Bu defa bir üçüncüsü yakama yapışıyor. Böylece musibetten musibete, felâketten felâkete sürüklenip gidiyorum.

    Yirmi sekiz sene ömrüm böyle geçti. Bana isnat ettikleri suçun aslı ve esası olmadığını nihayet kendileri de anladılar. Mademki hakikat nuru, imana muhtaç gönüllerde tesirini yapıyor; bir Said değil, bin Said feda olsun. Yirmi sekiz sene çektiğim eza ve cefalar ve maruz kaldığım işkenceler ve katlandığım musibetler hep helâl olsun. Bana zulmedenlere, beni kasaba kasaba dolaştıranlara, hakaret edenlere, türlü türlü ithamlarla mahkûm etmek isteyenlere, zindanlarda bana yer hazırlayanlara, hepsine hakkımı helâl ettim.

    KİTABIN BAŞLARINDAN...

    Romanları daha çekici hale getirmek gayesi güden farazi şahsiyetlerden, olaylardan, kurgulardan, aşk ve ihtiraslardan uzak olan bu eser, 1877-1960 yılları arasında yaşamış, asra damgasını vuran Bediüzzaman Said Nursi’nin aziz hatırasına sadık kalınarak yazılmıştır. Lakin bilmeden sürçülisan ettiysek affola…

    Necati İLMEN

    ---------------------

    “Lâfız, mananın tabiatı müsaade ettiği ölçüde süslenmeli. Şekil, muhtevaya göre resmedilmeli; resmedilirken de mealin izni alınmalı. Üslûbun parlak ve revnaktar olmasına önem verilmeli, fakat gaye ve maksat da asla ihmal edilmemelidir... Hayal geniş bir hareket alanıyla desteklenmeli, ancak hakikat de hiçbir zaman incitilmemelidir.”

    Said NURSİ

    VASİYET

    Ben şimdi düşünüyorum. Yirmi sekiz senedir vilâyet vilâyet, kasaba kasaba dolaştırılıyorum. Mahkemeden mahkemeye sürükleniyorum. Bana bu zalimane işkenceleri yapanların bana atfettikleri suç nedir? Dini siyasete âlet yapmak mı? Fakat bunu niçin tahakkuk ettiremiyorlar? Çünkü hakikatte böyle bir şey yoktur. Bir mahkeme aylarca, senelerce suç bulup da beni mahkûm etmeye uğraşıyor. O bırakıyor, diğer bir mahkeme aynı meseleden dolayı beni tekrar muhakeme altına alıyor. Bir müddet de o uğraşıyor, beni tazyik ediyor, türlü türlü işkencelere maruz kılıyor. O da netice elde edemiyor, bırakıyor. Bu defa bir üçüncüsü yakama yapışıyor. Böylece musibetten musibete, felâketten felâkete sürüklenip gidiyorum.

    Yirmi sekiz sene ömrüm böyle geçti. Bana isnat ettikleri suçun aslı ve esası olmadığını nihayet kendileri de anladılar. Mademki hakikat nuru, imana muhtaç gönüllerde tesirini yapıyor; bir Said değil, bin Said, feda olsun. Yirmi sekiz sene çektiğim eza ve cefalar ve maruz kaldığım işkenceler ve katlandığım musibetler hep helâl olsun. Bana zulmedenlere, beni kasaba kasaba dolaştıranlara, hakaret edenlere, türlü türlü ithamlarla mahkûm etmek isteyenlere, zindanlarda bana yer hazırlayanlara, hepsine hakkımı helâl ettim. Âdil kadere de derim ki:

    Ben senin bu şefkatli tokatlarına müstahak idim. Yoksa herkes gibi gayet meşru ve zararsız olan bir yol tutarak şahsımı düşünseydim maddî-manevî füyûzât hislerimi feda etmeseydim iman hizmetinde bu büyük manevî kuvveti kaybedecektim.

    Ben maddî ve manevî her şeyimi feda ettim, her musibete katlandım, her işkenceye sabrettim. Bu sayede iman hakikatleri her tarafa yayıldı. Bu sayede nur irfan mektebinin yüz binlerce, belki de milyonlarca talebeleri yetişti. Artık bu yolda, iman hizmetinde onlar devam edeceklerdir. Ve benim maddî ve manevi her şeyden feragat mesleğimden ayrılmayacaklardır. Yalnız ve yalnız Allah rızası için çalışacaklardır. Benimle beraber çok talebelerim de türlü türlü musibetlere, eza ve cefalara maruz kaldılar, ağır imtihanlar geçirdiler.

    Benim gibi onlar da bütün haksızlıklara ve haksız hareket edenlere karşı bütün haklarını helâl etmelerini isterim. Çünkü onlar bilmeyerek Kader-i İlâhînin sırlarına, derin tecellilerine akıl erdiremeyerek bizim davamıza, hakikat-i imaniyenin inkişafına hizmet ettiler. Bizim vazifemiz onlar için yalnız hidayet temennisinden ibarettir. Bize eza ve cefa edenlere karşı hiçbir talebemin kalbinde zerre kadar intikam emeli beslememesini ve onlara mukabil Risale- i Nur’a sadakat ve sebatla çalışmalarını tavsiye ederim. Ben çok hastayım. Ne yazmaya, ne söylemeye takatim kalmadı. Belki de bunlar son sözlerim olur. Medresetü’z-Zehra’nın Risale-i Nur talebeleri bu vasiyetimi unutmasınlar…

T-Soft E-Ticaret Sistemleriyle Hazırlanmıştır.